Kur’an’da Deprem ve Doğal Afetler

Bu videoda ne var?
00:31 Kur’an’ın işaret ettiği en büyük deprem
03:33 Kıyamet sarsıntısı ve dağların durumu
06:09 İnsanların günahları yüzünden doğal felaketler olur mu?
10:54 Dağlar depremleri engeller mi?
14:41 Doğa insan için afet değildir, insan doğa için felakettir.

Deprem yerin göğün asıl sahibinin kim olduğunu bie hatırlatır.
Kur’an’da depremle ilgili ayetler vardır ancak Allah’ın asıl dikkat çektiği kıyamet sarsıntısı ve insanların bu sarsıntı karşısındaki tepkileridir. Şimdi ilgili ayetleri görelim:

1- “Ey insanlar, Rabbinizden korkun , çünkü saatin depremi, cidden korkunç bir şeydir. Onu göreceğiniz günde, yavrusunu emzirmekte olan her anne, telaştan yavrusunu unutur, gebeler düşük yaparlar. İnsanları kendilerinden geçmiş görürsün; kendilerinden geçmezler ama Allah’ın azabı onları iyice sarar.” (Hac, 1-2)

Depremde ilk önce çocuklarımızı düşünürüz bu sarsıntıda insanlar çocuklarını unutacaklardır.

2- “O olay olunca, Olduğunda onu yalan sayan kimse kalmaz. Ne zaman ki yer, şiddetli bir sarsıntı ile sarsılır, Dağlar paramparça olur, Sonra yayılmış bir toz haline gelir.” (Vakıa, 1-6)

Kıyamet surun üflenmesinden sonra şiddetli yer sarsıntıları ile başlıyor. Allah kıyamet sarsıntısı ve insanın tepkisini bize şöyle anlatıyor:

3- “Yer, bütün şiddetiyle sarsılmış, ağırlıklarını çıkarmış (canlılar yeniden yaratılmış) olunca, insan: “Burada neler olmuş?” diyecektir. O gün yer, bütün haberlerini anlatacaktır. Çünkü Rabbin ona bunları bildirmiş olacaktır. O gün insanlar bölük bölük öne çıkacaklar ki dünyada yaptıkları kendilerine gösterilsin. Kim, zerre kadar iyilik yapmışsa onu görecek. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu da görecektir.” (Zilzal, 1-8)

Hiç kimse bu boyutta bir sarsıntı beklemediğinden insanlık şaşkınlık içerisinde. Bütün evreni saran bu depremi uzaktan izlemek bile insanı ürkütür. Kıyamet sallantısı dağları çökertecek kadar güçlü olacaktır:

4- “Şiddetli bir sarsıntının sarsacağı gün, bir artçı sarsıntı olacaktır. (O sarsıntı ile herkes mezarından kalkacak).” O gün, bazı kalpler hızla çarpacak, gözleri yere çakılacaktır” (Naziat, 6-9)

5- “Sana dağları soruyorlar. De ki “Rabbim onları kül gibi savuracaktır, Yerlerini de aynı seviyede dümdüz bırakacaktır. Orada ne bir alçaklık ne de yükseklik göreceksin.” (Taha, 105-07)

6- “Sura ilk defa üfürüldüğü zaman, yeryüzü ve dağlar kaldırılır, bir tek çarpma ile darmadağın edilirler.” (Hakka, 13-14)

7- “O varlıklı yalancıları Bana bırak; onlara biraz süre ver! Yanımızda demir halkalar, alevli ateş, yutulması zor yiyecek ve acıklı bir azap vardır. Bunlar, yerin ve dağların sarsıldığı, dağların yayılmış kuma dönüştüğü günde olacak.” (Müzzemmil, 11-14)

Kıyamet depremi ile yapılan şey bütün yeryüzünün hesap meydanı olarak yeniden düzenlenmesidir. Dünya bu sarsıntıda yok olmaz ama şekil değiştirerek mahşer yeri kurulur:

8- “Yerin başka yere dönüştüğü, göklerin de öyle olduğu günde yapar. Herkes, tek ve kendi başına buyruk olan Allah’ın huzuruna çıkarılmış olur.” (İbrahim, 48)

Depremler ve diğer doğa olayları tabiat kanunlarıdır. Aslında faydalı hareketlerdir, faydasız hiçbir doğa olayı yoktur. İnsanlık yokkende bizim afet dediğimiz olaylar yine oluyorlardı İnsanın başına gelenler doğayı tahrip etmesinden ötürüdür. Doğa insan için afet değildir, doğal afet yoktur, insan doğa için felakettir, afettir...

"İnsanların, kendi elleriyle yaptıkları şeyler yüzünden karada ve denizde bozulmalar olur. Bu, ettiklerinin bir kısmını bulsunlar diyedir; bakarsın vazgeçerler." (Rum, 41)

İnsanların günahları felakete yol açar mı? Doğal olan bir olay birden bire felakete dönüşür:
• Kaçak yapılar
• Malzemeden çalmak
• Nehir yataklarına binalar dikmek
• Deprem yönetmeliğine uymamak
• İlk yardım bilgi olmamak
• Uzmanları dinlememek vs...

Bunlar bizim günahlarımız ve Allah her günahkâr toplumu afetlere çarpar.

Doğa olayları insanların yaptıklarını karşılığı olarak Allah’ın cezalandırma aracı olarak da kullanılır. İnsanlığın yararına olan doğa hareketleri bir anda başımıza bela da olur. Hayat kaynağımız olan maddeler ölüm kaynağına dönüşebilir. Geçmişte Allah’a şirk koşan, iman edenlere eziyet eden, doğaya/hayvanlara zarar veren toplumlar Allah tarafından lanetlenip yeryüzünden sökülüp atılmıştır:

10- “Onlar Şuayb’a yalancı, dediler. Bunun üzerine onları, bir yer sarsıntısı yakaladı da yurtlarında dize geldiler. Ad ile Semud’un başına gelenleri de kalıntılarına bakıp kesin olarak anlarsınız. Şeytan, yaptıklarını süslü göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar ilerisini görebilecek (basiretlerini kullanabilecek) kimselerdi. Karun, Firavun ve Haman... Musa onlara açık belgelerle gelmişti. Onlar hemen kendilerini o yerin büyüğü gördüler. Bunu ilk yapan onlar değildi. Bunların hepsini, işlediği günah yüzünden cezaya çarptırdık. Kimine taş yağdırdık. Kimi korkunç bir sese tutuldu. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah onlara yanlış yapmıyordu, yanlışı onlar, kendilerine yapıyorlardı.” (Ankebut, 37-40)