Ölüler Bizi Görüp Duyar Mı? (Sözler Köşkü'ne Cevap)

Bu videoda ne var?
01:31 Kişi öldüğünü ne zaman anlar?
03:50 Kur’an’da ölüm konusu
05:01 Kur’an’a göre kişi öldüğünü ne zaman anlar?
08:35 Allah hurafelerden razı olur mu?
09:25 Ölüler işitir mi?
14:31 Sözler Köşkü’nü neden eleştiriyoruz?
15:46 Uğru Akkafa eleştirileri
17:38 Said Nursi ve Kabirde Meleklere Risale Okuma
19:23 Takipçi kaybetme korkusu mu Allah korkusu mu?

“Sözler Köşkü” youtube kanalının “Cenaze İmamına Sorduk 2 - Ölüler Bizi Görüp Duyar Mı?” videosuna tenkitler..

Kişi öldüğünü ne zaman anlar?
“Ölüm hadisesi gerçekleştikten sonra bizim kitaplardan okuduğumuz durum şu şekilde ilerliyor bir melaike kişinin ruhunu alır ve ruhu o bedeni izlemeye başlar… Hadisten şunu anlıyoruz kişi öldüğü vakit kendisin, yıkayanı görürü, taşıyanı görür, kefenleyeni görür ve kabre yatıranı görür buradan anlıyoruz ki kişi hala öldüğünü anlamamış etrafındaki insanların ne yaptığını merak eder, kabre kadar devam eder, bu temaşayı hep izlemeye de devam eder. Kabre yatırılır bütün imamlarla birlikte imam Fatiha’yı çektikten sonra insanlar ayrılmaya başlar o da onlarla beraber gitmek ister, gitmek istediği zaman kalkmaz ruh bedenle beraber hareket etmeyince o zaman der ki haaa ölen benmişim der ve öldüğü o zaman anlar”
İnsan kendini yıkayanı taşıyanı gömeni, etrafında ağlayanları işitip görüyor ama yine de öldüğünü anlamıyor insan canı acıyınca anlıyor da çıkınca nasıl anlamaz?
Oysa Kur’an şunları söylüyor:
“Ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Bunlar; hanginiz daha güzel iş yapacak diye sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. O güçlüdür, bağışlayıcıdır.” (Mülk, 2)
Vefat eden kişilerin canlarını almak için melekler gelir:
“De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği ruhunuzu alacak ve daha sonra (diriltilip) Rabbinizin huzuruna çıkarılacaksınız” (Secde, 11)
İnsanlar iyi de olsalar kötü de olsalar öldüklerini anlarlar, ruhlarını teslim etmekte olduklarını bilirler:
“Hayır (kendinize çeki düzen verin)! Can, köprücük kemiklerine dayanınca, (telaşa düşülür) "Bunu kurtaracak biri var mı?" denir. Artık o, ayrılık vaktinin geldiğini anlar” (Kıyamet, 26-28)
Bizim kitaplardan okuduğumuz durum
“Kendilerini kötü duruma düşürmüşken, meleklerin vefat ettirdiği kimseler hemen teslimiyet gösterir ve “Kötü bir şey yapmıyorduk ki!” derler. Allah ne yaptığınızı bilir. “Haydi, girin Cehennem’in kapılarından. Orada ölümsüz olarak kalacaksınız. Büyüklük taslayanların yerleşecekleri yer ne kötüdür! “Allah’tan çekinerek korunanlara: “Rabbiniz sizi nasıl karşıladı?” diye sorulunca, “Çok iyi” diyeceklerdir. Bu dünyada iyilik edenler iyilik bulurlar. Ahiret yurdu elbette daha iyidir. Kendini bozmamış olanların yurdu ne güzeldir! Onlar kalıcı cennetlerdir (bahçelerdir). Bunlar oraya girerler. İçinden ırmaklar akar. Beğendikleri her şey orada onlar içindir. Allah, kendisinden çekinerek korunanların ödülünü işte böyle verir. Melekler, iyi durumdayken vefat ettirdikleri kişilere; “Esenlik ve güvenlik sizedir (Selamun aleykum)” derler, “Yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak girin cennete” (Nahl, 28-32)
Ölüler işitir mi?
“Sen ölülere işittiremezsin. O daveti, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.” (Rum, 52).

“Sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.” (Neml, 80).

“Ölülerle diriler de eşit olmaz. Allah, her dilediğine işittirirse de sen, kabirlerdekine işittiremezsin.” (Fatır, 22).
Sahabe o kadar savaştı bir tanesi Resulullah’ın mezarına gidip durumu anlatabildi mi? Allah’ın elçisi hangi ölmüş yakınıyla sohbet etmiş? Allah’ın elçisi kendisinden önce hangi nebi ile konuşmuş? Bunların bir tek örneği yoktur çünkü ölüler bizi göremezler, duymazlar ve dünyada olup biteni bilmezler….
“ Yetki ondadır. Onunla aranıza koyup yardıma çağırdıklarınız, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. Onları çağırsanız, çağrınızı işitmezler; işitseler cevap veremezler.” (Fatır, 13-14).
“Allah ile arasına koyarak, (mezardan) kalkış gününe kadar cevap veremeyecek kimselere çağrıda bulunandan daha sapık kimdir? Bunlar, onların çağrısının farkında olmazlar.” (Ahkaf, 5).
“Onların hepsini topladığımız gün Allah’a ortak uyduranlara “Sizler ve ortak saydıklarınız! Olduğunuz yerde kalın!” diyeceğiz, sonra da aralarını ayıracağız. Ortak saydıkları diyecekler ki “Siz sadece bize kul olmuyordunuz ki!” “Aramızda şahit olarak Allah yeter. Bize kulluk ettiğinizi, gerçekten fark edememiştik.” (Yunus, 28-29).
“Hiçbir şeyi yaratamayan ama kendileri yaratılmış olanları mı ortak sayıyorlar? Bunlar, ne onlara ne de kendilerine yardım edebilirler. Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Çağırsanız da sessiz kalsanız da sizin için birdir. Allah ile aranıza koyup çağrıda bulunduklarınız sizin gibi kullardır. Dedikleriniz içinize yatıyorsa onlara seslenin de size cevap versinler. Ayakları mı var ki yürüsünler; elleri mi var ki tutsunlar; gözleri mi var ki görsünler; kulakları mı var ki dinlesinler. De ki “Çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun; hiç göz açtırmayın.” (A’raf, 191-195).